Bestelerinden prodüksiyonuna kadar her aşamasında kendi imzasını taşıyan bu albüm, iki yıllık yoğun bir çalışmanın ürünü. Yalnızca bir “ilk adım” değil; Aleyna’nın dünyasını, bakışını ve iç sesini yeniden kurduğu bir alan.
Bu uzunçalar, pop’un güvenli sınırlarını geride bırakıyor. Rock’ın içtenliği, trip-hop’un puslu karanlığı, hayalsi dokuların kırılganlığı ve pop’un zamansızlığı bir araya geliyor; ama hiçbiri tek başına değil, hepsi Aleyna’nın yorumuyla yeniden biçimleniyor.
Yaklaşık iki yıl boyunca yazılan, yıkılıp yeniden kurulan şarkılar, Aleyna’nın ruhunu evrene açtığı pencereler gibi. Bazen yalnız, bazen isyankâr, ama daima gerçek. Albümde karanlıkla yaşamayı öğrenirken masumiyeti koruma çabasını hissetmek mümkün; hâlâ saf, hâlâ umutlu.
Bu yolculuk, karanlıkla savaşın değil, onunla birlikte var olmayı öğrenmenin hikâyesi. Aleyna duygularını gizlemiyor, bastırmıyor — olduğu gibi aktarıyor. Her parçada hem çatışma hem de kabulleniş var. Parlayan şey ışığın kendisi değil belki, ama ışığı doğuran gerçeklik: masumiyetle karanlığın yan yana var oluşu.







